|
|||||||||||||||||
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü Sendikamızın Yer Aldığı Basın Açıklamasından Görüntüler.....27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ SANATIN TÜM ÜLKEYE GÜÇ VERMESİ DİLEĞİ İLE Yıllardır ülkemizde özel olan güzeldir, verimlidir, bağımsızdır, özgürdür, kârlıdır… söylemleriyle özelleştirmeler yapılmaktadır. Başta eğitim, sağlık, enerji, iletişim olmak üzere ranta dönüşen ve kâr getiren ne varsa elden çıkarıldı. Piyasa, rekabet, tüketim, kar, faiz kavramları insanımızın yaşamına karabasan gibi girdi. Bu kurumların çalışanları ya işten çıkarıldı ya da güvencesiz çalıştırılmaya başlandı. Hatta daha iyi ücretler alırken koşullar aleyhlerine işledi. Özelleştirilen kurumların mal varlıkları ya satıldı ya da hibe edildi. Peki, tüm bunlar olurken sanat ne oldu dersiniz? Kamunun yeniden yapılanması adı altında sanatında özelleştirilmesinin düğmesine 2002 yılında TİSK raporu doğrultusunda basıldı. Bugünlerde ise Kültür ve Turizm Bakanının verdiği demeçlerde Kültür ve Sanat Kurumlarının özelleştirilmesinin gerekliliği daha net ifade edilmektedir. Ülkemizde yasalarla kurulan kurumlar kolay kaldırılamazlar. Bugün Devlet Tiyatroları, yasalarına rağmen fiilen işleyemez hale getirilmiş, KİT haline getirilerek niteliksizleştirilmiş, sanatçılarımıza kapitalist esnek çalışma koşulları dayatılmış, sanatkârlara kanunlarında olmamasına rağmen 1 yıllık hizmet sözleşmesi uygulaması dayatılmış, ücret talepleri, çıkmayan özel yasa nedeniyle yıllardır erozyona uğratılmıştır. Bütün bunların üzerine sanat mekânları kapatılmak istenmiş, var olanlar ise bakımsız bırakılarak kendi kaderine terk edilmiştir. 1310 Sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu hakkındaki yasanın yetersiz kaldığı söylemleriyle başlayan ve sonu nereye gideceği belli olan çalışmaları yapan siyasi iradeye sormak gerekmektedir; bu yasayı özüne uygun olarak uyguladınız mı? Sanatı ve sanat emekçilerini koruyan ve geliştirilmesi için yöntem öneren yasanın işaret ettiği sanatı ve sanat emekçilerini özgürleştirecek yasaları çıkarttınız mı? Memur sanatçı söylemi ile yapılmak istenen, toplum karşısında sanatı ve sanatçıyı küçük düşürmek midir? Yoksa bu, sanat emekçilerinin kazanılmış haklarına karşı bir yıpratma politikası mıdır? Devlet Tiyatrosu kuruluş amacı topluma bir şey satmak değil, kazandırmaktır. Ucuz ve pazarlamacı bir kültür-sanat politikası ile tiyatro yapılamaz. Bu nedenle Tiyatro emekçilerinin emeği ve sanatı ucuzlatılamaz. Yine tiyatro yasasını değiştirmek isteyen bu iktidar acaba hangi sivil toplum örgütünün, hangi sendikanın görüşlerini almıştır? Kütüphaneler ve müzeleri yerel yönetimlere devrederken nasıl davrandıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sevgili arkadaşlar Sanata saygısı ve sanatsal kaygısı olmayan, oyun yasaklayan, tiyatro kapatan, birçok yerel yönetim uygulamalarına baktığımızda Tiyatroların yerel yönetimlere devredilmesi ile kumpanyaya dönüşme tehlikesi açıkça görülmektedir. Bugün Atatürk Kültür Merkezi’ni (AKM) hala aslına uygun olarak sanatın hizmetine açmayanlardan, samimi olarak sanatın gelişmesine katkıda bulunmaları zaten beklenemez. Tüm bunların ışığında bizler diyoruz ki; Genel bütçedeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın payı en az Diyanet Başkanlığı’nın payı kadar olmalıdır… Bu gün 27 Mart 2010 Dünya Tiyatro gününde tüm perdeler bağımsız, özgür ve özerk sanat mücadelesi için açılacaktır.
|
|
||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||